Her milletin dili ve alfabesi, onun millî kimliğini, özgünlüğünü ve bağımsızlığını yansıtan en temel devlet unsurlarındandır. Bu nedenle birçok halkın tarihinde ana dilini ve alfabesini koruma mücadelesi, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Emperyalizm döneminin en belirgin özelliklerinden biri, işgal edilen topraklarda yaşayan halkların kendi dillerini kullanmalarını sınırlandırmak ve onları asimilasyona uğratmaktı. Azerbaycan halkının tarihinde de bağımsızlık uğruna verilen mücadele, ana dilimizi yaşatma ve geliştirme çabalarıyla birlikte ilerlemiştir.
Çarlık Rusyası döneminde Azerbaycan Türkçesinde eğitim veren okulların açılmasına ve basın faaliyetlerine getirilen kısıtlamalar, dönemin aydınlarının en önemli millî meselelerinden biri hâline gelmişti. Büyük mütefekkir Mirza Feteli Ahundzade, daha o yıllarda millî bir alfabe oluşturma düşüncesini ortaya koymuş, onun başlattığı millî fikir hareketi daha sonra güçlü bir maarifçilik akımına dönüşmüştür. Bu süreç, Azerbaycan millî ideolojisinin oluşmasına ve nihayetinde 1918 yılında Müslüman Doğu'nun ilk demokratik cumhuriyeti olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasına giden yolu hazırlamıştır.
1918 yılında kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, ana dilimizin geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atmış olsa da, bağımsızlığın kısa sürede kaybedilmesiyle birlikte Azerbaycan Türkçesinin kullanım alanı yeniden daraltılmıştır. Sovyet döneminde aydınlarımız, ağır baskılara rağmen ana dilimizin yaşatılması için mücadele etmişlerdir. 26 Şubat–6 Mart 1926 tarihlerinde Bakü'de düzenlenen I. Türkoloji Kurultayı'na katılan bilim insanlarının büyük bölümünün daha sonra Sovyet baskıları sırasında hayatını kaybetmesi, bu mücadelenin en acı sayfalarından biri olarak tarihimize geçmiştir.
Safeviler döneminden sonra Azerbaycan Türkçesi ilk kez Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde resmî devlet dili ilan edilmişti. Ancak Sovyet döneminde bu statü korunamadı. 1956 yılında Azerbaycan SSC Anayasası'na Azerbaycan diliyle ilgili hüküm eklenmiş olsa da, bu girişim Moskova yönetimi tarafından hoş karşılanmamış ve dönemin lideri İmam Mustafayev görevden uzaklaştırılmıştır.
1969 yılında Haydar Aliyev'in Azerbaycan yönetimine gelmesiyle birlikte ana dilimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde yeni bir dönem başlamıştır. Azerbaycan Türkçesinde eğitim veren okulların sayısı artırılmış, millî edebiyat ve kültürün gelişmesi için geniş imkânlar oluşturulmuş, aydınlara yönelik "milliyetçilik" suçlamalarıyla yürütülen baskılar sona erdirilmiştir. Ancak Ulu Önder'in en büyük tarihî başarısı, 1978 yılında Sovyetler Birliği'nin en güçlü döneminde Azerbaycan SSC Anayasası'na Azerbaycan dilinin devlet dili olarak yazdırılması olmuştur.
2 Nisan 1978 tarihinde Azerbaycan SSC Yüksek Sovyeti'nin dokuzuncu dönem yedinci oturumunda Haydar Aliyev'in yaptığı tarihî konuşma sonucunda Anayasa'nın 73. maddesi değiştirilmiş ve Azerbaycan dili devlet dili statüsüne kavuşmuştur. O dönemin siyasi şartları düşünüldüğünde bu adım, olağanüstü bir cesaret, ileri görüşlülük ve devlet adamlığı örneği olarak tarihe geçmiştir. Azerbaycan Türkçesinin Anayasa'da devlet dili olarak güvence altına alınması, Ulu Önder Haydar Aliyev'in halkına, vatanına ve millî kimliğimize yaptığı en büyük hizmetlerden biri olmuştur.
Haydar Aliyev, bu kararıyla geleceğin bağımsız Azerbaycan devletinin en önemli millî sembollerinden birini korumayı başarmıştır. Daha sonraki yıllarda da ana dilimizin geliştirilmesi amacıyla birçok önemli karar almış ve şu sözleriyle bu süreci özetlemiştir:
"Bugün gururla söyleyebiliriz ki Sovyet döneminde Azerbaycan dilini koruduk, yaşattık ve geliştirdik. Bugün Azerbaycan dili çok yüksek seviyeye ulaşmış bir dildir."
1991 yılında bağımsızlığın yeniden kazanılmasının ardından Haydar Aliyev'in ikinci kez ülke yönetimine gelmesiyle ana diline verilen önem daha da güçlenmiştir. 1995 yılında kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'nın 21. maddesinde devlet dilinin Azerbaycan dili olduğu açık şekilde hükme bağlanmış, bu statü 30 Eylül 2002 tarihinde kabul edilen "Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Dili Hakkında Kanun" ile yeniden hukukî güvence altına alınmıştır.
18 Haziran 2001 tarihinde imzalanan "Devlet Dilinin Uygulanmasının Geliştirilmesi Hakkında" Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Devlet Dil Komisyonu kurulmuş, aynı yıl 1 Ağustos itibarıyla ülkedeki bütün resmî kurumlar ve Azerbaycan Türkçesinde yayımlanan eserler Latin alfabesine geçmiştir. 9 Ağustos 2001 tarihli kararname ile ise 1 Ağustos "Azerbaycan Alfabesi ve Azerbaycan Dili Günü" ilan edilmiştir.
Azerbaycan halkı tarih boyunca Arap, Latin ve Kiril alfabelerini kullanmıştır. XIX. yüzyıldan itibaren Mirza Feteli Ahundzade öncülüğünde başlatılan alfabe reformu düşüncesi, XX. yüzyılın başlarında olgunlaşmış; 1922 yılında Alfabe Komitesi kurulmuş, 1926'daki I. Türkoloji Kurultayı'nın tavsiyeleri doğrultusunda 1929'dan itibaren Latin alfabesi yaygın biçimde uygulanmıştır. Ancak 1940 yılında Kiril alfabesine geçilmiş, bağımsızlığın yeniden kazanılmasının ardından Latin alfabesine dönüş süreci tamamlanarak 1 Ağustos 2001 tarihinde kesin olarak yürürlüğe girmiştir.
Haydar Aliyev'in ana dilimize ve alfabemize yönelik tarihî hizmetleri, bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından başarıyla sürdürülmektedir. 2004 yılında Latin harfli yayınların desteklenmesi, Azerbaycan Millî Ansiklopedisi'nin yayımlanması, dünya edebiyatı klasiklerinin Azerbaycan Türkçesine kazandırılması, 2013 yılında "Küreselleşme Şartlarında Azerbaycan Dilinin Kullanımı ve Dil Biliminin Geliştirilmesine Dair Devlet Programı"nın kabul edilmesi ve 2018 yılında dijital ortamda Azerbaycan Türkçesinin kullanımının genişletilmesi ile dilimizin saflığının korunmasına yönelik kararlar bu devlet politikasının önemli halkalarını oluşturmaktadır.
Dil, yaşayan ve sürekli gelişen bir olgudur. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler dilimizi de etkilemektedir. Bu nedenle devletimizin ana dilimizin korunması, zenginleştirilmesi ve gelecek nesillere eksiksiz aktarılması yönünde attığı her adım, millî kimliğimizin güçlendirilmesine hizmet etmektedir.
Bugün Azerbaycan Türkçesi yalnızca bağımsız devletimizin resmî dili değil, aynı zamanda tarihimizin, kültürümüzün, millî hafızamızın ve devletçilik geleneğimizin en güçlü simgesidir. Ana dilimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde atılan her adım, Azerbaycan'ın millî varlığının, bağımsızlığının ve geleceğinin daha da sağlam temeller üzerinde yükselmesine hizmet etmektedir.
Anar Eminov
Mingəçevir Devlet Üniversitesi Rektörü
1 Ağustos 2026
Bölməyə aid digər xəbərlər















